Günün Videosu

Boşanmaları önleme komisyonu raporuna, CHP şerh düştü

Hukukçu ve Kadın Hakları Aktivisti Hülya Gülbahar ile Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin'in “Hükümeti eleştirdiği gerekçesiyle” bazı AKP'li üyelerce toplantılardan kovulması ve sözlü saldırıya uğraması muhalefet şerhinde de yer aldı
KARŞI GAZETE | ÖZEL

Muhalefet partileri, boşanmaların önlenmesi amacıyla kurulan TBMM Aile Bütünlüğünün Korunmasını Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapora şerh koydu.

CHP'li üyeler Candan Yüceer, Fatma Kaplan Hürriyet, Mahmut Tanal ve Burcu Köksal'ın imzasıyla sunulan muhalefet şerhinde şu uyarılar öne çıktı:

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ POLİTİKALARINA YETERİNCE VURGU YOK

-Taslak raporun genelinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarına yeterince vurgu yapılmamış olması, raporun temel eksikliğini oluşturmaktadır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve kadının güçlendirilmesi ile desteklenmemiş aile politikalarının uygulamaya konulması sorunu ortadan kaldırmayacaktır.

- "Okullardaki değerler eğitiminin, toplumsal cinsiyet eşitliği dahil tüm okul hayatının içine yerleştirilecek şekilde planlanması gerekmektedir” ifadesinin raporda bulunması yerinde olacaktır.

-Ailelerde adalet ve hakkaniyet duygularının yanı sıra eşitlik koşulunun sağlanmaması temel bir eksiklik yaratmaktadır. Eşitliğe vurgu yapılmadan adalet ve hakkaniyetin kadın ve çocuk hak ihlallerini önlemede tek başına yeterli olamayacağı ifade edilmelidir.

SOSYAL YARDIMLAR KADINLARA ÖDENMELİ

-Sosyal yardımların ailedeki kadınlara yapılmasının daha doğru bir yöntem olduğu, aile içinde kadınların ödeme konusunda doğrudan muhatap alınmasının mevcut koşullar altında kadınlar için bir kazanım olacağı ve kadınları, dolayısıyla aileyi daha güçlü kılacağı düşüncesindeyiz.

ANNELER SADECE EV İŞLERİ İLE TANIMLANMAMALI

-Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklara aile değerleri öğretilirken, annelerin toplumsal rol kalıplarına uygun olarak yalnızca ev içi işlerle tanımlanmasının sakıncalarına dikkat çekilmeli.

DİYANET'İN AİLELERE VERECEĞİ EĞİTİM TARTIŞMALI

-Diyanet İşleri Başkanlığının aile yapısına ilişkin vereceği eğitimin niteliği de tartışmalıdır. Dini kuralların ve geleneklerin öncelendiği bir destek hizmetinin, özellikle kadınların toplumsal rollerine ilişkin rollerini pekiştirebileceği pek çok bilimsel eserde ortaya konulmuştur. Elbette böyle bir hizmeti talep eden vatandaşlara talep ettikleri hizmetler doğrultusunda bilgiler verilmelidir. Ancak geçmişte pek çok örneğine rastlandığı gibi kadına şiddeti meşrulaştıran söylemlerin din adı altında, yeterli eğitimi almamış kimseler eliyle vatandaşlara verilme olasılığı rahatsız edicidir.

MEDYAYA SANSÜR ÇAĞRISI, RAPORDAN ÇIKARILMALI

-Raporun “Medya” başlığı altında  “Ancak kamuoyunda yayın ilkelerine aykırı yayınların derhal kaldırılması veya yasaklanmasına dair bir söylem gelişmiş, bunu yetkili kişiler ve kuruluşlar da dile getirmeye başlamıştır” denilerek sansürün toplumun değişik kesimleri tarafından talep edildiği izlenimi yaratılmaktadır. Bu ifadenin sansürü meşrulaştırabileceği kaygısı nedeniyle raporda yer almasının doğru olmadığı kanaatindeyiz.

İLAHİYAT MEZUNLARININ AİLE DANIŞMANLIĞI TARTIŞILMALI...

-Raporun “Aile Sosyal Destek Hizmetlerine Yönelik Öneriler” başlığı altında yer alan Aile Danışmanlığı Model Önerisi alt başlıklı bölümdeki öneri İlahiyat Fakültesi mezunlarının da aile danışmanlığı yapabilmesini sağlayacak bir düzenlemenin yolunu açmak amacı taşımaktadır.

Lisans eğitiminde alınan temel bilgilerin danışanları yönlendirmede önemli bir rol oynadığı düşünüldüğünde, ilahiyat fakültelerinden mezun olan ilahiyatçıların danışanların sorunlarına din perspektifinden yaklaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum danışma hizmeti alacak aile bireylerinin psikolojik ve kültürel nedenlerden kaynaklı sorunlarının gözden kaçmasına yol açacaktır.

TEMEL EKSİKLİK, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN UYGULANMASI ÇAĞRISININ YAPILMAMASI

-Aile İçi Şiddet, İhmal ve İstismarın Önlenmesine Yönelik Genel Öneriler başlığı altında İstanbul Sözleşmesi’nin hükümet tarafından tam ve eksiksiz olarak uygulanmasına ilişkin bir çağrının yer almamış olması temel bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir.

KADINA YÖNELİK CİNSEL VE FİZİKSEL ŞİDDET İSTATİSTİKLERİ TUTULMALI

-Veri Toplama ve Entegresyonu alt başlığı içerisinde ihtiyaç duyulduğu ifade edilen verilerin cinsiyetlere göre ayrıştırarak toplanması ve kadına yönelik cinsel ve fiziksel şiddet vakalarının ayrıştırılarak kamuya açıklanması gerekliliği vurgulanmalıdır.

OKULA GÖNDERİLMEYEN KIZ ÇOCUKLARI EĞİTİME DAHİL EDİLMELİ

-Okula gönderilmeyen çocukların Nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünün MERNİS sistemi ile takip edilmelisi gerekliliği, bu sorumluluğun ilçelerden başlayarak takip edilmesi gerekliliği, bu yolla okula gönderilmeyen kız çocuklarının eğitim sistemine dahil edilebileceği ve bunun erken yaşta evliliklerin de önüne geçeceği vurgusu yapılması gerektiği düşüncesindeyiz.

-Raporda boşanmalar ve aile bütünlüğünün korunması sorunu daha çok çocukların mağduriyeti açısından ele alınmış, kadının insan hakları bakış açısıyla değerlendirilmesi eksik kalmıştır.
Boşanma, aile bütünlüğünün korunması ile yoksulluk arasında kuşku götürmez bir ilişki vardır. Kanımızca bu ilişkiye raporda yeterince değinilmemiş olması büyük bir eksikliktir.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNDEN SADECE 1 KEZ SÖZ EDİLMİŞ

Raporun en önemli bölümü olan “Aile Kurumunun Bütünlüğünün Korunmasına ve Çözüm Üretme Kapasitesinin Güçlendirilmesine Yönelik Tespit ve Öneriler” başlıklı kısmında “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramına yalnızca bir kez yer verilmiş, kadınların haklarının korunması açısından çok önemli olan CEDAW ve İstanbul Sözleşme’sinden neredeyse hiç söz edilmemiş olması, raporun doğru olmayan bir bakış açısıyla ele alındığı konusunda bir karine oluşturmaktadır. Kadınlara yönelik insan hakları belgelerine yeterince vurgu yapılmadığı gibi, en önemli etmenlerden birisi olan toplumsal eğitim ve kadınların kendi hakları konusundaki eğitime yeterince değinilmemiş olması da temel bir eksikliktir.

BOŞANMA SONRASINA İLİŞKİN ÖNERİ VE TESPİTLERE YER VERİLMEMİŞ

Boşanmak isteyen kadınların boşanmayı sağlıklı gerçekleştirebilmesi ve boşanma sonrasında var olan önyargılar ve ekonomik zorluklar nedeniyle kötü giden evliliklerine mahkum olmamaları için boşanma sonrası kadının kendi istediği hayatı kendi istediği şekilde yaşamasına fırsat verecek ve onu başka birine ya da aileye bağımlılığa mahkum etmeyecek sosyal ve ekonomik koşulların sağlanması gerekmektedir. Raporda bu konuda herhangi bir tespite ve öneriye yer verilmemiş olması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Toplumsal dokuda yaşanan bozulmaların yalnızca dini değerler ile onarılacağı yanılgısına kapılmamak gerektiği düşüncesindeyiz.

 AKP'LİLERİN KOMİSYONDAN KOVDUĞU KONUKLAR DA HATIRLATILDI

Raporda, muhalefet partilerinin görüşlerine başvurulmasını önerdiği kişilerin ve sivil toplum örgütlerinin büyük bir çoğunluğunun sürece dahil edilmediği de hatırlatıldı. Komisyona muhalefet partilerinin davetiyle kabul edilen Hukukçu ve Kadın Hakları Aktivisti Hülya Gülbahar ve Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin'in  “Hükümeti eleştirdiği gerekçesiyle”  komisyonun bazı  AKP'li üyelerince  toplantılardan kovulması ve sözlü saldırıya uğraması da eleştirildi.

Burcu Oral Evren | karsigazete.com.tr

    :

    :

    :

    :

    "Boşanmaları önleme komisyonu raporuna, CHP şerh düştü" hakkında Tweetler

    DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete