Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan BM isyanı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Neden bu kadar fazla siyasi sıkıntımız var? Mesela Suriye'de, Irak'ta neden bu sıkıntılar var?
Davutoğlu, W20 Türkiye Konferansı'nda yaptığı konuşmada, temmuzda Srebrenitsa'daki soykırımın 20. yılı nedeniyle burada bulunduklarında, 80 yaşlarındaki bir kadının Bosna aksanıyla, ismiyle kendisine seslendiğini anlattı.

Kadının kendisine Türkiye'ye savaş zamanında Bosna'dan kaçan insanlara kucak açtığı için minnettar olduklarını söylediğini aktaran Davutoğlu, yaşlı kadının "Türkiye güçlüyse biz de güçlüyüz, umutluyuz. Türkiye güçlü değilse biz umutsuzuz" dediğini ifade etti.

Kadının evine davet üzerine gittiğini, evde hala kurşun izlerinin bulunduğunu anlatan Davutoğlu, "Srebrenitsa'da o olaylar esnasında neler yaşadığını bize anlattı. Ben tahayyül bile edemiyordum. O zaman olan biten hakkında. Ama bize anlattıkları bizi çok rahatsız etti ve çok acı verdi. Kocası ve iki çocuğu ondan alınmış, kopartılmış o kalabalığın içinde ve onları bir daha görememiş" diye konuştu.

Böyle mutlu bir etkinlikte bunları anlatarak katılımcıları üzmek istemediğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak kadınların sadece etkilenen bir obje olarak kalmasına artık tahammül edemeyiz. Kadınlar, tarihin yön veren subjeleri olmalı, tarihin özneleri olmalı.

Biz bunun altını çizmezsek, biz bunu vurgulamazsak ve hanımefendilere bu fırsatı vermezsek ki kadınlar merhametin sembolüdür, o zaman baskı, şiddet devam edecek, baskı ve şiddet bize kendi koşullarını dikte etmeye devam edecek. Ama biz merhamete, şefkate atıfta bulunursak, kadınların merhametine, şefkatine atıfta bulunursak o zaman dünyada çok daha adil bir ekonomik düzen olur, barışçıl bir siyasi ortam olur ve çok daha da önemlisi insani bir vicdan olur.

Şimdi sizin katkılarınıza ihtiyaç duyuyoruz. İnsanlığın vicdanına ihtiyacımız var, sizin merhametinize, şefkatinize ihtiyacımız var. G20 içerisinde adil bir ekonomik küresel düzen için sizin katkınıza ihtiyacımız var. "

"SURİYE'DE VE IRAK'TA OLUP BİTENİN BEDELİNİ ONLAR ÖDEMİYOR, BİZ ÖDÜYORUZ"

G20 dönem başkanlığını üstlendiklerinde öncelik olarak üç tane "ı"dan bahsettiklerini kaydeden Davutoğlu, bunlardan ilkinin "inclusiveness" yani kapsayıcılık olduğunun altını çizerek, kapsayıcılığın bugünün birçok sorununu çözebileceğine işaret etti.

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Neden bu kadar fazla siyasi sıkıntımız var? Mesela Suriye'de, Irak'ta neden bu sıkıntılar var? Çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar almayı başaramadı, doğru kararları, gerekli kararları doğru zamanda almayı başaramadı. Çünkü 5 tane daimi üye, BM Güvenlik Konseyi'nde neyin olup biteceğine karar veriyordu.

Evet, biz münferit devletler olarak bu ülkelere saygı duyuyoruz. Ama Suriye'de ve Irak'ta olup bitenin bedelini onlar ödemiyor, biz ödüyoruz.

Suriye'nin komşusu olarak biz ödüyoruz bu bedeli. 2 milyon sığınmacı o P5 ülkesine gitmiyor, onlar Türkiye'ye geliyor, Lübnan'a, Ürdün'e gidiyorlar.

Ancak bu 5 tane ülke, her şeye karar veriyor ve komşu ülkeler sadece o ülkeden kaçıp gelen insanları barındırmak için mülteci kampları inşa edebiliyor. Bu önemli bir husus. Bunun takipçisi olmamız lazım. Çünkü kapsayıcılık dediğimiz zaman kapsayıcılık en iyi kavramdır. Bunun altını çizmek istiyorum. Kapsayıcı bir çözüm süreci olmak durumunda BM sistemi içerisinde barış çalışmaları kapsayıcı bir sistemle gitmeli.

Eğer Afrika'da ekonomik bir problem varsa ve eğer ekonomik karar alma süreçlerine Afrika ülkeleri katılamıyorsa o zaman bu kapsayıcılık değildir.

Kapsayıcılık, geleceğin planlarının, projelerinin hepimiz için temel kavramıdır. Kapsayıcılık bu bağlamda, sadece bütün ülkelerin bu kapsam içerisine girmesinden müteşekkil değil. Bütün insanlığın kapsanması, erkekler ve kadınlar, gençler ve yaşlılar, yoksullar ve zenginler ve her tipten insan karar alma süreçlerine dahil edilmeli.

İşte bu nedenle biz bu etkileşim grubunu kurduk, W20... Sayın Büyükelçi Sinirlioğlu'nun da belirttiği gibi başka meseleler de var ve tabii ki ek mekanizmalar G20 sürecine yardımcı olabilirler ama tarih şunu görecektir, önümüzdeki yıllarda ve önümüzdeki 10 yıllarda biz bu almış olduğumuz kararın doğru bir karar olduğunu göreceğiz ve bu toplantı sadece G20'nin tarihinde yazmayacak, insanlık tarihinde de yazacak ve diyecek ki 'Kadının katılımı olmadan küresel ekonominin geleceği olamaz'."

"BU ÜLKELERDE TARİHİ KRİZLER VE DÖNÜŞÜMLER YAŞANIYOR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı birçok toplantıda cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesine atıfta bulunulduğunu ancak uygulamanın bu hedeflere ulaşabilmek için çok önemli olduğunun altını çizdi.

Davutoğlu, "Aksi halde güzel toplantı salonlarında bunun gibi bir salondan konuşur dururuz ancak Somali'de söylemiş olduğum gibi, Bosna, Irak, Suriye'de kadınların yüzünde mutluluğu göremeyiz. Bütün bu ülkelerde tarihi krizler ve dönüşümler yaşanıyor" ifadesini kullandı.

Geçen yıl Dünya Kadınlar Günü'nden iki gün önce BM'de "kadının güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliği" konulu üst düzey bir toplantıya katıldığını ve oradaki tek erkek çağrılı konuşmacı olduğunu bildiren Davutoğlu, "Orada, onu da gördüm. Ben bunun da altını çizdim, başkaları da olmalı çağrılı konuşmacı olarak. Hiçbir lider, New York'a geldiğinde o toplantıya katılmamıştı. Diğer hanımefendiler arasında bir tek erkek temsilci olarak ben vardım" dedi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Öncelikle kadınlarla eşit olan erkekler olarak biz şunu kabul etmeliyiz, tarih, bütün insanlar tarafından şekillendirilir. Sadece erkekler veya kadınlardan değil. Evde nasıl omuz omuza çalışıyorsak biz ekonomide de üniversitelerde de okullarda da her yerde, toplumun her segmentinde her yerinde omuz omuza çalışmalıyız."

New York'ta 2015 sonrası kalkınma gündeminin kabul edileceği törene katılacağını kaydeden Davutoğlu, orada da cinsiyet eşitliği konusunun altının çizileceğini, toplantıyı dört gözle beklediğini söyledi.

Dışişleri Bakanıyken 2010'da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin başkanlığını yaptığını hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bizim dönem başkanlığımız esnasında bir başka inisiyatifimiz vardı. Bu da kadına karşı şiddetin önlenmesi inisiyatifi idi. Dönem başkanlığımız esnasında Avrupa Konseyi içerisinde biz bir doküman kaleme aldık, uluslararası konvansiyon şeklinde.

Kadına karşı şiddetle nasıl mücadele edilir konuluydu bu ve bu konvansiyona bugün İstanbul Konvansiyonu deniyor ve Türkiye bu konvansiyona imza atıp bunu onaylayan ilk ülke oldu.

Bu gösteriyor ki güçlü bir geleneği, eski bir geleneği, tarihi bir geleneği olan ülke olarak ki biliyorsunuz ilk yerleşim dünyada Çatalhöyük'te gerçekleşti ve orada kadınlar hayatı sürüklüyordu, erkekler değil ve o dönemden bugüne geleneksel aile hayatımız içerisinde Konya'da şu anda bile kadınlardır genellikle karar verici olanlar. Erkekler güçlü görünür, diğer her şeye erkekler karar verir gibi görünür ama aileyi ilgilendiren en önemli kararları hep kadınlar alır. Bu hayatın bir gerçeği. Ailelerin çoğunda böyledir.

Çocukların ihtiyaçlarının bazılarından ben haberdar bile olmam. Çünkü çocuklar gelip benden izin istedikleri noktada önce annelerine gitmişlerdir. Ondan izin alamadıkları için bana gelmişlerdir ve çocuklar şunu söylerler; 'ne olur anneme bakma, sen kendin karar ver çünkü o vermeyecek'. Çünkü evde karar mercii annedir, çocuklar bile bunu bilir. Gerçek karar verici evde annelerdir, neden dünyada da böyle olmasın? Neden dünyada kadınlar gerçek karar alıcılar olmasın? İşte bu nedenle biz W20 inisiyatifini başlattık."

Kaynak: Hürriyet

    :

    :

    :

    :

    "Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan BM isyanı" hakkında Tweetler

    DİĞER POLİTİKA HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete