Fidel Okan'dan çok sert eleştiriler: Utanmanız yok biliyorum

Avukat ve Yazar Fidel Okan, son dönemde peşpeşe gelen çatışma ve şehit haberlerini, yaşanan süreci facebook sayfasında yayınladığı bir yazı ile değerlendirdi.
Okan, AKP'lilerin "HDP'ye oy veren şerefsizler" ve "HDP'ye oy vermek demokrasi değildir" sözlerini ve AKP'nin çözüm süreci ve barış için son dönemde izlediği politikayı çok sert bir şekilde eleştirdi. Eleştirmesinin nedenini de şöyle açıkladı. "Bir bakan, “HDP’ye oy vermek demokrasi değildir” şeklinde akıl ve izandan yoksun beyanlarda bulunuyorsa, bu antidemokrat tavra en sert tepkiyi veririm."

İşte Fidel Okan'ın yazısının tamamı

Utanmanız yok biliyorum ama Allah’tan korkunuz da mı yok?

Son dönemde yaşanan olaylar malum… Kaos girdabı ülkeyi her geçen gün biraz daha dibe çekiyor. Artan terör eylemleri, her gün gelen şehit haberleri artık olağan sayılıyor. Elbette bu yaşananları fırsata çevirmek isteyenler de boş durmuyor. Komplo teorileri havada uçuşuyor;

-Kimisi çözüm sürecinde PKK’nın Hükümeti kandırdığını, silahı bırakmayı düşünmediği gibi bu süreçte alan hakimiyetini de ele geçirip, ülkeye silah ve bomba yığınağı yaptığını düşünüyor.

-Kimileri ise, Erdoğan’ın Ak Parti’nin oylarını yükseltmek için ülkeyi kaosa sokup, “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” deyiminde olduğu gibi milleti bu eylemlerle korkutmaya çalıştığını iddia ediyor.

-Bir kısım ise bu eylemlerin sorumlusunun HDP olduğunu, meclise girdikten sonra “gerçek yüzünü millete gösterdiğini” ve HDP’ye oy verenlerin de bu kaosun sorumlusu olduğunu ifade ediyor.

Sosyal medyada ise dökülen kanda payı olduğu gerekçesiyle herkes birbirini suçluyor…

Bunlardan bazılarına göre seçim öncesi kaleme aldığım yazılar ve sosyal medyadaki paylaşımlarım nedeniyle ben de HDP’ye destek vermişim, dolayısıyla şehitlerin kanı benim de elime bulaşmış. Her şehit haberinden sonra, efsunlu cahil bir kitle tarafından şehit kanı üzerinden yapılan takiye dolu edebiyatlardan sonra saldırı başlatılıyor. Şehitler için bir paylaşım yapsam, aynı utanmazlar ordusu “şehitlerimizin adını ağzına alma” şeklinde mesajlar paylaşıyor.

Şehitleri kullanarak partizanlık yapan cahil kitle size sesleniyorum;

Bre mankafalar! Bre Çorbacılar! Bre İnsafsızlar! Sizde hiç mi Allah korkusu yok?

Bağlı olduğu siyasi liderini “günahsız”, “hatasız” zannedip, dibine kadar battığı şirk çukurunda debelenen zavallılar; iftira etmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?


Bunlar beni neden suçluyor diye dönüp bakıyorum…

Gördüğüm şu; Ak Parti’nin hiçbir zaman onaylamadığım ve onaylamayacağım baştan sona yanlış olan seçim öncesi HDP politikasını eleştirmişim. Bu politikayı eleştirdim çünkü; kullanılan dil toplumu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir noktaya taşıyordu…

Bu şekilde ekilen rüzgarın, fırtınaya dönüşeceğini biliyordum. Nitekim kullanılan dil, bir kartopu gibi aşağılara doğru indikçe büyüdü. Daha seçim sırasında sosyal medyada bütün HDP’lileri köpek olarak gösteren paylaşımlar yapıldı ve yüzlerce partizan bunları paylaştı. Böyle bir durumu kabul edilemez buldum ve bunu yapanları ağır bir şekilde eleştirdim.

Seçim dönemindeki üslubun ve davranış biçiminin Ak Parti’nin kuruluş felsefesindeki değerlere uygun düşmediğini söyledim. Yanlış politik duruş nedeniyle seçimden önce anketler %47-48’leri göstermesine rağmen bunların yanıltıcı olduğunu ve AK Parti’nin tek başına iktidar olamayacağını yazdım.


Aklı başında her insan benim yazdığım yazılara, attığım twitlere baktığında bunları rahatlıkla görebilir… Ama yok! Kayıtsız şartsız itaat eden, sorgulamayan, ne söylenirse söylensin doğru kabul edenler bunu anlayamaz…

Şimdi de çıkmış bana şehit edebiyatı yaparak saldırıyorlar…

Eyy Utanmazlar, açın gözlerinizi iyi okuyun;

Ben terörün yoğun döneminde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Şehit ve Yaralı İşlem Subayı olarak görev yaptım. Şehit ilanlarının gazeteye verilmesinden ailelerle görüşülmesine, cenazelerine kadar her aşamasında bulundum… Onların neler çektiğini, neler yaşadığını çok iyi biliyorum.

Askerden sonra şehit aileleri ve gazilerin hakları için çalışmalar yaptım ve yapmaya da devam ediyorum…

TSK’da görev yapan ve terörle mücadelede en önde yer alan uzman jandarma ve erbaşların sivil örgütlenmelerini sağlamak için dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’le, birebir görüşerek; sorunlarını dile getiren bir sivil toplum kuruluşları olmaması nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları anlattım. Hemen sonrasında TSK’ya mensup her iki grubun da sivil toplum örgütlerini kurdum.

Aynı süreçte sabah telefonla görüştüğüm akşam şehit haberini aldığım birçok asker oldu. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan şehit ailelerini üzüntüye sokacak beyanlarda bulunduğunda (Siz biliyorsunuz neler olduğunu) şehit aileleri adına başbakana tazminat davasını, avukatları olarak ben açtım..

Birileri şehitleri istismar aracı olarak kullanırken ben o acıyı yüreğimde yaşıyorum. Müvekkillerimin en büyük bölümünü şehit ailesi, gazi ve askerler oluşturuyor. Bazılarının saçma sapan sloganlarla, o ailelerin acısını sömürüp, cenazeden sonra yüzüne bakmadıklarını da çok iyi biliyorum.

Bütün bunları anlatmaktan bile şu an utanç duyuyorum. Ancak o kadar insafsız eleştiriler ve saldırılar yapıldı ki, yazmaya mecbur bıraktılar… Her şehit haberi geldiğinde, ailelerin neler yaşadığını yüzlerce kez görmüş biri olarak, nasıl bir acı hissettiğimi umarım az da olsa kavramışsınızdır…

Ya Doğu ve Güneydoğu Halkı?

Yıllarca ezilen, yanlış devlet politikaları yüzünden mağdur edilen, bir dönem sistematik işkencelere maruz bırakılan, faşist zihniyetli devlet görevlileri tarafından insanlık onuru ile bağdaşmayan her türlü zorbalığa uğrayan o halktan bahsediyorum. Hani faili meçhul cenneti olarak tarihe geçen, kendi kimliğini inkar etmesi, anadilini konuşmaması istenen, ülkemizin güneyi var ya, orada yaşayan insanları diyorum… İşte ben aynı zamanda o coğrafyanın evladıyım… Onların yaşadığı zulmü, yaşadıkları çaresizliği, sahipsizliği de çok iyi biliyorum…

Bu insanların ötekileştirilmesi, dışlanması, hepsine terörist muamelesi yapılmasının nasıl sonuçlar yarattığını bilmeyenlerin beni anlamasını elbette beklemiyorum. Onlar da benden, bu coğrafya insanına hakaret edildiğinde sessiz kalmamı beklemesin. Eğer HDP’lilere yönelik faşizanca yaklaşımlardan dolayı, buna karşı koymak, itiraz etmek “destek” olarak kabul ediliyorsa, ben bu desteği sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğim…

Milli iradenin her türlü kararına saygı gösterilmesi gerektiği felsefesi ile hareket ettiğini deklare eden AK Parti’de bir milletvekili bu iradeye, yani HDP’ye oy veren bu ülkenin vatandaşlarına “Şerefsizler” diye hakaret edecekse kim beni durdurabilir?

Bir bakan, “HDP’ye oy vermek demokrasi değildir” şeklinde akıl ve izandan yoksun beyanlarda bulunuyorsa, bu antidemokrat tavra en sert tepkiyi veririm.

Eğer birileri yoldan çıkmışsa onlar, bu beyanlara karşı dut yemiş bülbül gibi sessiz duran, parti içerisinde bir disiplin süreci başlatmayı dahi düşünmeyenlerdir. Yoldan çıkanlar yıllarca Ak Parti’ye oy veren neredeyse bütün Kürtleri partiden uzaklaştıranlardır. Samsun’da sadece Kürt olduğu için linç edilmeye çalışılan fındık işçileri için tek kelam etmeyenlerdir yoldan çıkanlar…


Bu ülke ne çektiyse klavye soytarılarından çekmiştir. Oturduğu yerden kişisel egolarını tatmin amacıyla sağa sola salça olup hoşuna gitmeyenlere hakaret, küfür, tehdit yağdıran her kesimin bu soytarıları bilmeliler ki, dökülen kanda onların da payı vardır. Kullandıkları kışkırtıcı ve tahrik edici dille Kürt'ü Türk'e, Türk'ü Kürt'e düşman kılmaya çalışan bu soytarıların öbür dünyada vereceği hesap çok kabarık. Kışkırtıcılıkları yetmezmiş gibi bir de Kürt ve Türk kardeşliğine halel gelmesin diye çırpınan insanları "terör destekçisi" veyahut da "eli kanlı katil" şeklinde infazlamaya kalkanların, bu insanların günahına girdiklerini hiç kimse görmese bile Allah görüyor.

    :

    :

    :

    :

    "Fidel Okan'dan çok sert eleştiriler: Utanmanız yok biliyorum" hakkında Tweetler

    DİĞER MEDYA HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete