Günün Videosu

Altan Tan: AKP iktidarı Abbasiler gibi

HDP’nin dindar ismi Altan Tan AKP’yi, dini kullanarak iktidarı Emevilerden alan Abbasilere benzetti.
Dindar kimliği ve kamuoyu önünde partiye açık eleştirileriyle bilinen Diyarbakır vekili Altan Tan, “Kürt siyasetinin önündeki nirengi noktaları’ diye tanımladığı meseleleri anlattı. Tan, Aysel Tuğluk’un “seküler güçler çağrısı”na da yanıt verdi.

Altan Tan Taraf gazetesinden tuğba Tekerek'e konuştu; Hükümet, “Çözüm sürecinde Kürt tarafı attığımız adımlara cevap vermiyor. İnsanlar öldürülüyor, yol kesiliyor, inşaat basılıyor” diyor. Buna karşılık siz ne diyorsunuz?

Bunların konuşulacağı merci İmralı’da Abdullah Öcalan, Kandil’de PKK yetkilileridir. Biz, siyasetçi olarak, “Bu olaylar doğrudur, devam etsin” diyemeyiz.

“Yanlıştır” diyor musunuz?

Söylediğimiz şu: Demokrasiyi PKK’ye rehin tutmayın. Sen hükümet olarak anadille ilgili, özerklikle, yerel yönetimle ilgili, Kürtçenin kamusal alanda ikinci resmi dil olmasıyla ilgili neler yaptın? Köy, kasaba isimlerinin iadesiyle ilgili neler yaptın? Cezaevinde sırf siyasi görüşü nedeniyle yatan binlerce kişi için, yurtdışında mülteci olan ülkesinde anne-babasının mezarına gelemeyen yüzbinlerce insan için ne yaptın? Önce bunu söyle. Bunları yaptıktan sonra veya yaparken PKK’yle konuş.

Ben Altan Tan olarak Öcalan’ın 2013 Newrozundaki açıklamalarını tarihî buluyorum: “Bu tarihten itibaren, PKK ve Türkiye’deki Kürt siyasi hareketi hak arama mücadelesini silahla yapmaya son vermiştir.” Şu an beni bağlayan bu.

Peki, sizce bu noktadan sonra Kürt siyaseti nasıl bir yol izlemeli?

Bana göre Kürt siyasetinin önünde birkaç nirengi noktası var. Bir, Kürtler arası ittifak; iki, Türkiye’nin demokratikleşmesi; üç, batıyla ilişkiler.

“Kürtler arası ittifak”la ne kastediyorsunuz?

Kürtler, kendi aralarında bir siyasal ittifak kurmadıkça Ortadoğu kurtlar sofrasından kendi hak ve özgürlüklerini almaları mümkün değil. Ve bu ittifak herkesin PKKleşmesi, Barzani veya Talabanileşmesi, İslamcılaşması değil. PKK, “Bütün Kürtleri ben yöneteyim” derse bu yanlış olur. Rojava’da da bunu derse yanlış olur, Türkiye’de de derse yanlış olur. Güney Kürdistan’da Barzani ve Talabani de bunu derse yanlış olur. Gördük ki bir partinin bütün Kürtleri yönetme hevesi Kürtlerin felaketi olmuştur. Barzani’yle Talabani arasındaki kavgada 3500 Kürt öldürüldü. PKK’yle Barzani arasındaki kavgada yüzlerce Kürt hayatını kaybetti. Son çıkan olaylar da gösterdi ki Şengal’de Barzani kuvvetlerinin yardımına PKK koştu. Kobanê’de de yardıma Peşmerge koştu. Yapılması gereken demokratik haklar alınana kadar Kürt ittifakı, sonra da demokrasi ve sandıktır. Halk size ne kadar yetki verirse o kadar yönetirsiniz.

Rojava’da, Barzani’ye yakın olanlar siyaset yapamıyor. Söyledikleriniz buna da bir eleştiri mi?

Bunu Şengal için de, Erbil için de, Rojava için de söylüyorum. Ortadoğu dengeleri içinde hiçbir Kürt örgütü bu yükü tek başına kaldırma gücüne sahip değil. Gücünüz olsa bile sizin gibi düşünmeyenleri yok saymanız yanlıştır, Erdoğan’ın 81 ilin valisinin tek birini bile Alevi yapmamasına benzer.

Hüda-Par’la da diyalog kurulmulı mı?

Kürtlük iddiasında olan, “Kürtlerin hakları tanınsın” diyen herkesle ittifak kurmak zorundayız. “Kürtleri tek başıma yöneteceğim” demek tek parti diktatörlüğü olur. “Silahla yöneteceğim” demek, İsmet İnönü’nün milli şef dönemi olur.

İkinci nirengi noktası, “Türkiye’nin demokratikleşmesi” meselesi nedir?

Türkiye demokratik bir cumhuriyet olmadan Kürtler dahil Ortadoğu’da kimse rahat etmez. Kürtler, Türkiye’nin demokratikleşmesini göz ardı edemezler. Kürt siyasal hareketi kendi içinde ittifak kurduktan sonra Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle ittifak kurmalı.

HDP bu söylediğinizi karşılamıyor mu?

Tam karşılamıyor, Tam bir Türkiye partisi olmasi için, HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimindeki söylemine sıkı sıkıya sarılması lazım. Ve bu terkibe daha fazla liberal ve dindar demokrat koyması lazım. Çünkü Türkiye’de bu kesimlerin desteğini almayan hiçbir güç iktidar olamaz. Bir şeyleri kırabilir, yıkabilir ama iktidar olamaz. Sadece sol demokratlarla olamaz. Onları istemiyorum gibi anlaşılmasın, onlar zaten yeterince var ama bu yemeğin içine daha fazla dindar demokrat ve liberal demokrat katılması lazım. Ve bunlar kamuoyunda karşılığı, etkisi olan insanlar olması lazım. Rastgele bir mahalle imamını, sokaktaki bir liberal demokratı kastetmiyorum. Bir Mehmet Bekaroğlu’nun yeri CHP değil bizim yanımız olmalıydı mesela.

Kürtlerin Batıyla ilgili politikası ne olmalı?

Kürtler, Suriye-İran-Rusya-Çin ekseninde mi yoksa AB-ABD ekseninde mi siyaset yapacak? “Efendim, biz ikisine de mahkum değiliz!” Bu, kulağa hoş gelen bir sözdür fakat boş bir sözdür. Burada ideal politik olarak bakarsanız başka, reel politik bakarsanız başka noktaya varırsınız. Bugün Ortadoğu’da AB ve ABD’yi dışlayarak bir siyasi kazanım elde etmeniz neredeyse imkansız. Kobanê’de IŞİD’i Rus ya da İran değil Amerikan uçakları bombalıyor. Fiili olarak Ortadoğu’yu dizayn eden Amerika-AB-İngiltere konsorsiyumu. Ya bunlarla geleceğiniz noktasında bir uzlaşma çıkaracaksınız ya çarpışacaksınız.

Şu anda, Kürtlerin yürüttüğü siyasette yanlış olan ne?

Şu anki siyasette Suriye-İran ekseninin derin izleri var. Bunu Rojava’da görüyoruz mesela. Suriye rejimiyle, Baas’la olan diyaloglar... Kürtlerin, bu konuda tercihini yeniden okuması lazım.

CHP'YLE KAPI ARALADIK, AÇMAK BİZİM ELİMİZDE

“Kürtler AKP’nin otoriter siyasetine koltuk değneği oluyor” eleştirileri için ne diyorsunuz?

Önemli bir kesim “Kürtler Erdoğan’la anlaşıp haklarını alacak ama Türkiye başkanlık sistemine ve diktatörlüğe gidecek” diyor. Benim gördüğüm, Kürtler arasında bunu isteyen yok. Varsa bile bu mümkün değil çünkü demokrasi arabasının dört tekerleği var, bunlardan biri bile patlak olsa araba yürümez. Ancak bir önemli nokta var, Erdoğan’ı devirmeye yeminli güçler Gezi’den 6-7 Ekim hadiselerine kadar, “Erdoğan’ın devrilmesi için Türkiye yanacaksa yansın!” diyorlar. Ben bu fikirde değilim. Bu iktidar gitmeli ama halk ikna edilerek gitmeli. Öbür yandan AKP, ona karşı her türlü demokratik toparlanmayı “Bana darbe yapıyorlar” diye sindirmeye çalışıyor. Sanki gerçekten AKP’yi indirecek bir asker, bir polis veya bilmediğimiz bir derin devlet var!

SÜRETTA ÖNDER, "DERİN DEVLET VAR" DİYOR...

Gerçekten darbe tehdidi varsa 13 yıldır iktidarda olan AKP bunların ellerini ayaklarını bağlasın Sultanahmet meydanına getirsin. Halkı darbeyle korkutan AKP’nin kendisi postmodern darbe yapmıştır. Bütün kanunları, istediği şekilde değiştiriyor. Bütün kurum ve kuruluşları kendi bildiği şekilde dizayn ediyor. 81 ilin valisi içinde bir tane Alevi yok, 500’den fazla genel müdür ve müsteşar içinde, elle tutulur solcu diyebileceğimiz kimse yok.

“Değişen CHP”yle bir ittifak mümkün mü?

CHP’yle HDP’nin siyasal bir projede ittifakı için öncelikle CHP’nin değişmesi ve HDP’yi taşıyabilecek bir parti olması lazım. İçindeki, ulusalcı kitlelerden arınması lazım. Türkiye’ye hamle yaptıracak eğitim, sağlık projeleri olan özgürlüklerden yana, gerçek bir sosyal demokrat parti olması lazım. Kürt sorunuyla ilgili da net ve doğru şeyler söylemesi lazım. İki; HDP’nin daha fazla genişlemesi, içine daha fazla dindar ve liberal demokrat alması lazım. Türkiye sorunlarına daha fazla eğilmesi lazım. Üç; bu ittifakın toplumun önüne günübirlik bir seçim ittifakıyla değil, bir ‘yeni Türkiye’ vizyonuyla, bir toplumsal projeyle çıkması lazım. Türkiye o zaman bu ittifakı taşır ve neticeye ulaştırır.

Bu söylediklerinize ne kadar yakınız?

İki partide de böyle bir irade var. Bu iradeyi güçlendirmek lazım. Bana göre umudun kapısı aralık. Açmak da bizim elimizde, kapatmak da...

SAYIN AYSEL TUĞLUK'A BİR KİTAP ÖNERİYORUM

Partinizden Aysel Tuğluk’un “IŞİD ideolojisi AKP eliyle topluma nüfuz ediyor” görüşü için ne diyorsunuz?

Bu konuda bu kadar iddialı laflar edebilmek için önce biraz okumak lazım. Ben bütün arkadaşlarıma bir kitap öneriyorum: Mısırlı büyük âlim Muhammed Ebu Zehra’nın İslam’da Siyasi, İtikadi ve Fıkhi Mezhepler Tarihi kitabı. İslam dünyasında hangi düşünce akımları var, fıkhi, hukuki nasıl yorum farklılıkları ve siyasi hangi görüş ayrılıkları var... Bunlar anlaşılmadan böyle kestirme yorumları, zayıf yorumlar olarak görüyorum.
Tabii ki IŞİD’in üzerine oturduğu bir gelenek var ama “AKP eşittir IŞİD” biraz kestirme bir çıkarım.

AKP’nin İslamcı bir parti olduğu ve otoriter adımlar attığı eleştirilerine katılıyor musunuz?

Ben AKP’nin İslam ahlakına uygun, özellikle Erdoğan’ın ilk eğitimini aldığı Nakşibendi tarikatının ahlakı üzere bir program izlemediği kanaatindeyim. Keşke gerçekten İslam ahlakına uygun bir programları olsaydı. İmar yolsuzluklarıyla rant elde etmezler, vakıflara 100 milyon dolar toplamazlar, müteahhitlerle bu kadar içiçe olmazlardı. Eşleri örtülü, sekreterleri mini etekli olanların, vakitlerinin büyük kısmı ihalelere ayrılmış olanların gerçek bir İslami programı olamaz, vakit bulamazlar. Aysel Tuğluk neyi kastetti, laik güçlere çağrısıyla onu da tam anlayabilmiş değilim. Ama en azından AKP’nin böyle bir programı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca Türkiye’de seküler güçler şimdiye kadar ne yaptılar? Onların dosyası da AKP’ninkinden temiz değil.

AKP, İslam ahlakına uygun hareket etmiyor ama dindar olmayanların özgürlüklerini kısıtlayacak İslamcı politikalar uygulamıyor mu?

Bu politikaları, siyasi iktidarını sürdürmek için araçsallaştırıyor. Abbasiler de böyle yapmıştı. Bazıları, AKP iktidarını Emevilere benzetiyor ama bence Abbasilere benziyorlar. Abbasiler de zulümleri sona erdirmek için Emevilere karşı iktidara geldi ama ehl-i sünnet alimlerinden İmam-ı Azam’ı zindanda öldürdü. Göstermelik bir din anlayışları vardı. Ben AKP’nin de iktidar için dini kullandığı kanaatindeyim. Türkiye’de dindarların da laiklerin de yaşam biçimlerini garanti altına alacak, radikal demokrat bir idare kurulması lazım.

Düz liselerin İmam Hatip Lisesi’ne dönüştürülmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Vatandaşı zorlayıcı her türlü tedbir yanlıştır. Dini ya da seküler, vatandaş çocuğuna nasıl eğitim vermek istiyorsa, eğitim öyle olmalıdır.

Bu arada “eşi başörtülü, sekreteri mini etekli” AKP’lileri neden eleştirdiniz?Kadınları neden işleri değil de giysileri üzerinden değerlendiriyoruz?

Ben onu kastetmiyorum. Samimiyetsizliklerini ortaya koymaya çalışıyorum. İslami endişesi olanlar, hayatlarının her sahasında belli bir hayat tarzını devam ettirir. İçki içmez, eşi örtülü olur, kadın erkek ilişkilerinde belli kuralları uygular. Yoksa mini etekli sekreter çalıştırmak isteyen çalıştırsın.

    :

    :

    :

    :

    "Altan Tan: AKP iktidarı Abbasiler gibi" hakkında Tweetler

    DİĞER POLİTİKA HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete