Carmina Burana Burinata

Memlekette zaten kültür, sanat, edebiyat, sinema vs. sanki çok da iyi yerlerdeymiş gibi gün geçtikçe icat üzerine icat çıkıyor.
B. Burcu Bilgin

AKM’nin boş boş yattığı, sinema salonlarını genelde Recep İvedik’lerin doldurabildiği, sahne sanatlarının can çekiştiği Türkiye’de ‘’baharın en güzel dönemi’’ Nisan ve Mayıs hiç bahar havası yaşatmadı. Hatta kültür sanat aleminde olanların üzerine tuz biber eken yeni vukuatlara imza atılan iki ay oldu.

Bir hatırlayalım. Biliyorsunuz, 34. Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne katılacak filmlerden ‘’kayıt-tescil ve eser işletme belgesi’’ adı altında bir vesika istenince festivalde gösterilmesi planlanan Kuzey/Bakur belgeseli gösterimden kaldırıldı. ‘’İşletme belgesi eksikliği’’ gerekçesine isyan eden sinemacılar birer birer yapımlarını festivalden çekti, ulusal ve uluslararası yarışmalar jüri üyelerinin ayrılması üzerine iptal edildi.

Nedense böyle durumlarda frene de pek basılmıyor ülkemizde olay iyice dallanıp budaklandırılacak aynı yönetmelik hükmü diğer festivallere de hatırlatıldı! Yıllardır onca festival izledim gazeteci olarak, böyle bir ‘’hayati belgeyi’’ duymamıştım. Ne de böyle bir belge yüzünden festivallerin sıkıntı çektiğini…

Sonuçta Ankara Uluslararası Film Festivali’nin belgesel film yarışması ile kısa film yarışması da iptal edildi. Bunların kimleri üzdüğüne de bir bakacak olursak ‘’nitelikli yapım veren’’ sinemacılar ve sinemaseverler… Sen, ben, bizim oğlan yani… Başka rahatsız olan da yok. Neticede sorun da yok. Ne güzel İstanbul!

Bu arada şu meşhur ‘’ucube’’ davası hala gündemde kalmaya devam ediyor. Kazandığı tazminattan sonra ’’haram parayı heykele yatırmam’’ dediği için hakkında suç duyurusunda bulunulan heykeltıraş Mehmet Aksoy’a ben bir öneride bulunmak istiyorum. Sanatını tamamen başka bir mecraya yönlendirmeli bence.

Mesela dinozor ve robot heykelleri üzerine yoğunlaşırsa hem Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ‘’kenti güzelleştirme’’ çalışmalarına destek olur, hem de başı böyle derde filan girmez. Robot ve dinozor heykelleri demişken, bunların belediyeye maliyetinin 10 milyon lira (on milyon lira) harcadığı ortaya çıktı.

Hadi helal-i hoş çıksın da benim korkum şu… Ay sonunda Ankara’yı ziyaret etmeyi düşünüyorum, heykellerin tam yerlerini önceden öğreneceğim ki araba kullanırken pat diye önüme çıkarlarsa ürkmeyeyim. Malum, belki Ankaralı alıştı ama neyse ki İstanbul’da olmadıkları için biz böyle ecinnilerin trafikte karşımıza çıkmasına çok alışkın değiliz, neme lazım.

RTÜK uzmanlarının gerekçeli raporları basında ifşa oldukça okumayı çok seviyorum. ‘’Kara Para Aşk’’ dizisinde Komiser Ömer ve sevgilisinin öpüşme sahneleri üzerine ihtisas yapan uzmanlar, bu defa da alkollü içecekler üzerine iyice uzmanlaşmış. “Kara Kutu” dizisinde bir bira markasının ürününün yerleştirildiği gerekçesiyle diziyi yayınlayan Kanal D’ye 700 bin lira ceza kesildi.

Gerçi robot heykellerinin maliyeti yanında devede kulak kalır diyeceksiniz. Raporda, “Dizide, alkolün ‘gündelik hayatın bir parçası’, ‘gündelik hayatın sıkıntılarını hafifletici ve başa çıkmayı kolaylaştırıcı’ olduğu şeklindeki mesajların  izleyicilere verilmeye çalışıldığı görülmektedir” deniyor. Halbuki iyi düşünürseniz, alkolü gündelik hayatın bir parçası yapmak iyice zorlaştı memleketimizde.

Saat 22.00’den sonra almak/satmak yasak, okullara, ibadethanelere 100 metre yakında satmak yasak, otomatik satış makinesinde satmak yasak, o yasak bu yasak… Hayatın sıkıntılarını hafifletmiyor bu durumda iki kadeh atmak için bayağı bir uğraşmanız lazım. Game of Thrones alemi mi burası kardeşim, şaraplar su gibi aksın. Kızdırmayın RTÜK’ü… Ona göre!

Grup Yorum, memlekette polislerin en iyi tanıdığı müzik topluluğu aslında. Mesela hangi polise sorsanız tanır bana kalırsa… Çünkü ne zaman bir etkinliği olsa iş ya karakolda ya da yargıda bitiyor. Topluluğun 12 Nisan Cumartesi günü Bakırköy Halk Pazarı’nda yapmayı planladığı “Bağımsız Türkiye” adlı konser de önce valilikçe, ardından mahkemece engellendi.

Hakkını yargıda aramak isteyen, ancak aksi karar üzerine tepki gösteren Grup Yorum üyeleri Ezgi Dilan Balcı ve Ali Aracı Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde eylem yapmak isterken gözaltına alındı. Eylemi takip eden Gözde Çağrı isimli muhabir de gözaltına alındı. İşte gördüğünüz gibi artık haber yaparken de sadece orada bulunmanız gözaltına alınmak için kafi olabiliyor. Meslektaşlarıma diyeceğim o ki, bulunduğunuz yerlere dikkat. Basın kartı taşımakla iş bitmiyor.

Başı dertte olan bir başka sanatçı da Levent Üzümcü. Sosyalist Enternasyonal’de yaptığı konuşma ve ‘’politik görüşü’’ nedeniyle Şehir Tiyatroları’nca disipline sevk edilen Üzümcü, şimdi kararı bekliyor. Sosyal medyada sürekli olarak ‘’politik görüşü’’ nedeniyle zaten çok tartışmalar yaşayan Üzümcü’nün konuşmasının uzun süre paylaşım rekoru kırdığını da hatırlatmak istiyorum. Eh ülkenin durumu malum, birinin alkışladığından diğer kesim nefret ediyor. Bu da o hesap! 

Devlet Opera ve Balesi’nin (DOB) ödenek sorunu malum. Ünlü bestecilere ait görkemli eserleri sahneye koyarken bu ödenekle harikalar yaratan bir kurum DOB bunu da yakından biliyorum. Uzun yıllar birlikte teşrik-i mesaimiz sırasında çoğu kez görmüştüm ki bir eseri sahneledikten sonra diğer müdürlükler de ‘’kostüm ve dekor masrafı çıkmasın’’ diye tekrar bu yapıtı sahnelerdi. Böylece robot heykellerine para akıtılan ülkemizde Mozart, Puccini eserleri sahneye getirilmiş olurdu. ‘’Bir avuç elitin eğlencesi’’ kabul edilen sahne sanatlarına yatırım yapmaktan hep imtina edilir, Kültür Bakanlığı’nın bütçesi hep en ‘’cüce bütçe’’ olarak kalır.

Bizde adet budur. Şimdi bir de TÜSAK projesi vs. bu kurumların kapanması tehlikesi ortadayken hiç sesleri çıkmıyor, çıkamıyor. Bir süre önce ’’yönetimi değişen’’ Devlet Opera ve Balesi, provaları yapılmış, kostüm ve dekorları tamamlanmış 4 eseri telif sıkıntısı gerekçesiyle programdan kaldırmış. Yine üzülen sen, ben, bizim oğlan tabii…

Duyunca ‘’bıyık altından güldüğüm’’, ama aslında ‘’ağlanacak bir gelişme’’ olan Carmina Burana meselesi.. Çok tuhafıma giden bir gelişme oldu, bundan dolayı onu en sona bıraktım. İzmir Devlet Opera ve Balesi, metninde içki, aşk ve seksten söz edildiği için Carmina Burana sahne kantatını programından çıkarıverdi. İşin enteresanı, olaya başı sürekli sansürle dertli Fazıl Say’ın bir yazısının neden oluşu…

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın kendi eseri Nazım Oratoryosu’nu repertuvarından çıkarıp yerine Carmina Burana’yı koyması üzerine, ‘’“Carmina Burana”, müzik olarak çok meşhurdur da acaba konusu nedir? Şimdi, Carmina, bizimkilerin anlamadıkları Latince sözleri ile şarap, seks ve şehvet üzerine bir eserdir. Biraz ortaçağ sapıklıklarına değinir!’’ diye yazan Say da herhalde işin ucunun buraya dayanacağını bilemezdi.

Yine de traji komik bir biçimde Antalya üzerine konuşulurken İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin ‘’durumdan vazife çıkarıp’’ eseri kaldırması ancak güzel ülkemde yaşanacak bir durum. Bu eseri bu sebeple yasaklayan başka ülke var mıdır merak ediyorum da… Neyse çok etmeyeyim.

Mayıs daha bitmedi, sonuna kadar neler olur yine kestirilemez. Tünelin ucunda bir ışık görünüyor ama o da muhtemelen hızla gelen trenin ışığı… Hayırlısı..

    :

    :

    :

    :

    "Carmina Burana Burinata" hakkında Tweetler

    DİĞER KÜLTÜR & SANAT HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete