Nasıl İnanalım, Neden Güvenelim?

11 Şubat 2015 - 16:24
(I) Yargıtay’ın yeni Başkanı İ.Rüştü Cirit, Başkan seçildikten sonra yaptığı konuşmada ; “….Kuvvetler Ayrılığı, Yargıç teminatı, Bağımsız ve tarafsız Yargı, Yargıya güven…” gibi temel ve evrensel kavramlardan söz ederek; bu ilkeleri esas alan ve adaleti tesis etme sorumluluğunu amaçladığını dile getiren beyanlarda bulunmuştur.
 
                        · Başkanlık seçimi öncesinde; otellerde toplantılar yapıldığı, seçim esnasında Üyelerin bir bölümünün  oylarının “açık olarak” kullanıldığı yönünde iddia ve bulguların bulunduğunu yeri gelmişken ifade ediyoruz.
                         
(II) Başkan Cirit; seçimden sonra doğal olarak,  bir Yargıtay Başkanı’nın söylemesi gerekenleri dile getirmiştir. Sorun şudur; bu söylemleri dile getiren bir Yargıtay Başkanına öncelikle  bir Yurttaş olarak inanmak ve güvenmek isteriz. Çok eski tarihlere gitmiyoruz…. 7-8 yıl öncesinden başlayarak, 17-25 Aralık Yolsuzluk sürecini göz önüne alarak bir değerlendirme yaptığımız zaman ; Yargıtay Başkanının bu ilkeleri hayata geçirme konusunda “güven vermediğini, güven vermekten çok uzak olduğunu ” kaygıyla görüyoruz.
 
  • Bu kaygımızın dayanaklarını   somutlaştırarak
 dile getiriyoruz       ;
                       
(1) Dönemin Başbakanı R.Tayyip Erdoğan’a yönelttiğimiz 02.01.2006 tarih – 11879 sayılı yazılı soru önergemizi , bu önergeye Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından verilen 3 sayfalık 21.03.2006 tarihli önerge cevabını özetliyoruz.
 
                        · Önergemize göre;  R.Tayyip Erdoğan ve 36 Arkadaşı Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin  2002/265-2003/413 sayılı , 01.12.2013 tarihli dosyayla yargılanmışlar; haklarında zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, sahtecilik yaptıklarına dair suçlamalar dile getirilmiş;  yargılama sonucunda Milletvekili konumunda olanlar yönünden dosyanın tefrikine, diğer sanıklar yönünden ise beraatlerine karar verilmiştir. Beraat kararının, dosya kapsamıyla bağdaşmadığı görülmektedir.
 
                     ·   Zira,  dosyada mevcut  06.10.2003 tarihli Bilirkişi Raporunda; “….Belbim akıllı sistemine elle müdahale edildiği, sistemin baştan itibaren oluşturulmasında suistimale açık olduğu ve sistemdeki bu durumun düzeltilmesi mümkün olmasına rağmen bunun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır…” yönünde tespitler yapılmıştır. Bu dosyada, Ocak 1997-Mart 1999 arası dönemde toplam – eski parayla 3 Kattrilyon tutarında yolsuzluk yapıldığı belgelere dayalı olarak ifade edilmektedir.
 
                        · Bilirkişi Raporundaki maddi bulgu ve tespitlere  rağmen;  beraat kararı verilmiş ve Mahkeme Savcısı tarafından da dosya temyiz edilmemiştir.
                        · Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin o tarihlerdeki Başkanı, bugün itibariyle  Yargıtay Başkanlığı görevine seçilen İsmail Hakkı Cirit’tir.
 
(2) Bir başka tesadüf; dönemin Başbakanı R.T.Erdoğan’la ilgili , mal varlığını haksız kazançla artırdığına yönelik olarak Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ; Bilirkişi Raporları arasındaki çelişki giderilmeden beraat kararı veren Yargıç  İbrahim Kozan’ın konumudur.  
 
                        · R.Tayyip Erdoğan hakkındaki aleyhte bulgulara rağmen, ilgili Savcı tarafından bu karar da  temyiz edilmemiştir.
 
                        · Beraat kararını veren Yargıç İbrahim Kozan  ise,  kısa süre içinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olmuştur.
 
(3) Bu kararın verildiği tarihlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olan Fahri Kasırga da, yine tesadüfler sonucu (!)  Adalet Bakanlığı  Müsteşarı olmuştur.  Fahri Kasırga’nın müteakip süreçlerde,  AKP İktidarları tarafından seçim dönemlerinde “Adalet Bakanı” olarak görevlendirmesi dahil olmak üzere,  özel olarak himaye edildiği ve nihayet bugün itibariyle de “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri” görevini sürdürdüğü bilinmektedir.
 
(4) R.Tayyip Erdoğan’ın; Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hakkında açılan idari soruşturmaları yürüten Mülkiye Başmüfettişi Hüseyin Avni Coş’un da ;   “men-i muhakeme” yönünde fezlekeler düzenlediği,  adı geçenin AKP İktidarlarında  Bingöl, Aksaray, Kırklareli, Adana ve nihayet Sakarya Valisi olarak görev yaptığı ; Kırklareli ve Adana Valiliği esnasında , Valilik Makamı saygınlığıyla  bağdaşmayacak “ahlaka mugayir vukuatlarının” bulunduğu bilinmektedir.
 
                        Vatandaşa “Gavat” diye hitap ettiği sabit olan,  ahlaki ve etik  yönden hakkında suçlamalar bulunan bir Vali’nin; ısrarla görevde tutulmasının bir anlamı ve sebebi olmalıdır.
 
                        Siyasi İktidarın “özel ve hukuka aykırı ilişkiler” üzerinden kuşatıldığı anlaşılmaktadır.
 
(III) Yukarıda sözü edilen “Çekirdek Kadro”,  bugün de etkili konum ve görevdedir. Bu Çekirdek Kadro gibi , artık “Nice Çekirdek Kadrolar” vardır.  Devlet yönetimi ; hem idari ve hem de adli Kurumlarda , bu çekirdek kadrolar tarafından “parsellenmiş” durumdadır. İsmail Rüştü Cirit’ler, bu anlamda artık adli yapıda “bir prototip” konumundadır.
 
                        · Dönemin Adalet Bakanı,  mezkûr cevabında yukarıda sözü edilen “maddi vakıaları ve çekirdek kadrolaşmayı “  tevilli olarak doğrulamıştır. Çekirdek kadro içindeki İbrahim Kozan , Fahri Kasırga ve H.Avni Coş’ları  şimdiki hal bir tarafa bırakıyoruz.
 
  •  Bugünkü  konumu  ve   prototip   olması   sebebiyle,
 İsmail Rüştü Cirit üzerinden,  bu süreci sorgulamaya
 devam ediyoruz.
 
(1) Yargının  işlevselliğini yok eden, tahrip eden, adalet duygusunu yok eden  İ.Rüştü Cirit’lerin ; önlenemez yükselişleri, faaliyet ve hizmetleri bugün de aralıksız olarak devam ediyor.
 
                      Akbil yargılamasındaki “hizmetleri(!)” yanında ; 17-25 Aralık Yolsuzluk sürecinde, yolsuzluk soruşturmasını sürdüren Savcı Zekeriya Öz’ün yanına, Kamu Baş Denetçisi Nihat Ömeroğlu ile  birlikte gidip ; soruşturmanın kapatılması için “arabuluculuk” görevini üstlenebiliyor. Bu yönde çıkan haberlere karşı, hiçbir tatminkar açıklama getirilmemiştir.
 
                       ·  Bir Yargıç’a, bir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanına bu yakışıksız girişim yakışır mı?
                       ·  Bir Yargıç , bir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; böylesine “yüz kızartıcı” ilişkiler için arabuluculuk görevini neden üstlenir?
                       · Bu tür görevleri  neden üstlenmek zorunda kalır?
 
(2) İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın önergesinde ve Oda TV’nin 10.02.2015 tarihli haberinde sözü edilen bir başka olay…. Yine her nasıl bir tesadüfse, 6 Kasım 2012 tarihinde “Hanut Seferleri kapsamında” yine  Yargıtay Üyesi Nihat Ömeroğlu ile birlikte  yaklaşık “8 bin Dolar” tutan uçak biletiyle ; Washington’a gittiği iddia edilmektedir.
 
                        · Bu yolculuğa ilişkin olarak ciddi sorular varlığını korumaktadır. Bu sorular cevaplandırılmamış durumdadır.
 
(3) İşte,  bu İsmail Hakkı Cirit; şimdi,  Biz’den ve kamuoyundan Kendisine güvenmemizi bekliyor, adaleti tesis edeceğinden söz ediyor.
 
                        ·  Öncelikle ifade ediyoruz;
                        · Görevini ; doğru ve tarafsız yapacağına dair bir kanaat yaratamıyorsun….
                         · “Biz, sana nasıl inanalım, nasıl güvenelim?” Sayın Yargıtay Başkanı…
                         · Kusurlu ve uygunsuz davranışlarınla, mesleğin şeref ve nüfuzunu ve saygınlığını yitirmesine yol açıyorsun….
                        · Hatır ve gönüle bakarak görev yaptığın kanısını yaratıyorsun….
                           Biz, sana artık  nasıl güvenelim???
                         Bizi, “ne yerine” koyuyorsun.
 
(IV)  Biz, Sana , Makamının saygınlığı  sebebiyle güvenmek isterdik. Ancak ve  maalesef güvenemiyoruz…. Biz’de,  Yurttaş olarak;   bu kanaati, gözlemi, izlenimi  ve güveni yaratamıyorsun…..Bu duyguyu, kararlarınızla Siz’ler yarattınız.
 
                      ·    Milletin Vekili olarak söylüyor ve uyarıyoruz;
                          “Hakîm”  ve  “ Fehîm” olmadığınız;
                            2802 sayılı yasanın 68. maddesi anlamında  “ Müstakîm, Emîn, Mekîn ve Metin”  olmadığınız anlaşılıyor.  Bir Yargıç’ta olması gereken bu nitelikleri taşımayanların;  adaleti tesis etmeleri ve topluma güven vermeleri mümkün değildir. Bu vakıaları  gözardı etmeden,  ancak  Makamın saygınlığı adına ve Yasama denetimi sorumluluğuyla bundan sonraki kararlarınızı  ve uygulamalarınızı “önyargı”  içine girmeden  “hukuk ve demokrasi” boyutuyla inceleyeceğimizi ve takip edeceğimizi yeri gelmişken ifade ediyoruz.

    :

    :

    :

    :

    "Nasıl İnanalım, Neden Güvenelim?" hakkında Tweetler
    YAZARIN DİĞER YAZILARI