Günün Videosu

"İnsan kopyalamak etik değil ama yedek organ yapabiliriz!"

Dünya bilim tarihine klon koyun Dolly ile ismini yazdıran İskoç bilim adamı Prof. Sir Ian Wilmut, organ kopyalamak için çalışıyor. Prof. Wilmut, insan kopyalamanın maliyetinin çok yüksek olduğunu ve etik bulmadığını da söyledi.
Dünya onu yaptığı koyun klonlaması sonrası tanıdı. İskoç bilim adamı Prof. Sir Ian Wilmut, Yeditepe Üniversitesi’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Yeditepe Üniversitesi Ataşehir kampüsünde öğrencilere konferans veren Prof. Sir Ian Wilmut, ilgi ile izlendi.

Konferansın ardından Sözcü’nün sorularını yanıtlayan Prof. Wilmut, yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Koyun Dolly ile ilgili projeye bir arkadaşıyla yemek yerken yaptıkları konuşmadan ilham alarak başladığını belirten Prof. Wilmut, 1986’da başladığı çalışma için ekonomik kaynak bulmakta zorlandığını ifade etti. Kaynak bulmak için 5 yıl uğraştığını ve 1991 yılında başladığı deney çalışmalarının da 1996’da sonuçlandığını ifade etti.

Koyun Dolly’nin doğumuna kadar 277 deneme yaptığını ve sonunda başardığını ifade eden Prof. Wilmut, gelecek içinde umutlu konuştu. 1971 yılında Cambridge Üniversitesi Darwin Koleji’nden hayvan genetiğiyle ilgili doktorasını alan Prof. Wilmut’un açıklamaları şöyle:

- Canlılar üzerinde yaptığınız Klonlama ile dünya sizi tanıdı. Bir canlıyı kopyalama fikri nasıl doğdu. Nereden ilham aldınız?

BİLİME MALİ DESTEK ÇOK ÖNEMLİ

Evet bu soru önemli. Yıl 1986, İrlanda’nın başkenti Dublin’de bir toplantıdaydım. Bir arkadaşımla yemek yiyorduk. Arkadaşım bana yaptığı embriyo çalışmalarından söz etti. Onun anlattıkları benim beynimde önemli bir heyecan yarattı. Onun üzerine düşünmeye başladım. Arkadaşımın yaptığı çalışmalar hakkında bilgi edindim. Bir koyunda, inekte, buzağıda embriyo üretip hücreler elde edebilirsek klonlamanın mümkün olabileceğini düşündüm. Yani bir inek var süt veriyor, bir inek var vermiyor. Biz süt veren ineği klonlayabiliriz diye beynimi yordum.

- 1986’dan bu yana sürekli bu proje üzerinde mi çalıştınız?

Uzun bir çalışma oldu. Çok deneme yanılma yaptık. Ama en önemlisi maliyeti. Yıllarca bu projenin maliyetini karşılayacak sponsor aradım ama bulamadım. Bu arayışım tam 5 yıl sürdü. Bu süre içerisinde yapabileceklerimizi anlattığımızda bize inanmadılar tabii ki. 1991’de Dolly’nin üretimi ile ilgili çalışmaya başladık. Bu çalışmamız tam 5 yıl sürdü. Dolly’nin doğumuna kadar 277 deneme yaptık. Ama sonunda başardık. Böylece tedavi amaçlı klonlamaların da önü açıldı. Bu yöntem ile ilk kez bir vücut hücresinin yumurta hücresine füzyonu sağlanarak yetişkin bir canlı meydana getirildi.

KENDİNİZE GÜVENİN VE İNANIN

- Kopyalamak için yıllarca uğraşmışsınız. Bu arada hiç yılgınlık yaşamadınız mı?

Bilim böyle bir şey. Düşünürsünüz ve sabırla yapmak için uğraş verirsiniz. Tabii bu araştırmalarda sadece bilimle ilgilenenlerin düşünceleri önemli değil. Bir de bu düşünceleri anlayıp, destek verilmesi gerekiyor. Önceden söylediğim gibi her şeyin bir maliyeti var ve ben bu çalışmama destek bulana kadar 5 yıl geçti aradan. Yani insanlara bunu yapabileceğimi inandırana kadar. Ama en önemlisi kendinize güven ve inancınızı kaybetmemek. İnancımı hiç kaybetmedim. Şu an yaptığımız çalışmaların da kısa sürede biteceğine inanıyorum.



KÖK HÜCRE İÇİN ÇALIŞIYOR

Profesör Wilmut’un bu başarısı tedavi amaçlı klonlamaların da önünü açmış oldu. Bilim tarihine büyük harflerle yazılmış olan hayvan klonlama; günümüzde genetik bozuklukların düzeltilmesinde, birçok hastalığın tedavisinde umut verici oldu. Dr. Wilmut, retinal hastalıkların ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisine yönelik çalışmalarını ise şöyle anlattı:

Klonlama çalışmalarımızda organlar üzerinde yoğunlaştık. Hangi hastalıkları hangi organları klonlayarak nakledip giderebiliriz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Embriyo içindeki proteinler üzerinde çalışıyoruz Bu proteinler önemli. Bu proteinler ölü programı dediğimiz yönlendirme… Hangi hücrenin hangi organ ya da doku olacağını belirleyen proteinler var. Bunları belirleyemedik. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunları yapabildiğimizde çok şey değişecek. Eğer biz bu proteinleri bulursak şu anda yaptığımız çalışmada 4 protein var. Bu 4 proteini normal vücut hücresine verdiğin zaman kök hücreye dönüşüyor. Bu kök hücrelerden insülin salgılayan hücre ya da sinir hücresi elde edebilirsiniz. Bu proteinler belki daha fazla insülin salgılatacak sinir hücrelerini daha kaliteli hale getirecek. Yeni protein faktörlerini bulmaya çalışıyoruz.

ORGANLARIN YEDEĞİ YAPILABİLECEK

- Bu 4 proteini açıklayabilir misiniz?

Kök hücre üretiminde kullanılmak üzere çalıştığımız 4 protein türü şunlar. Bu proteinleri elde ettiğimizde embriyolardan organlara göre kök hücre elde edebileceğiz. Bunlar Oc+4, Sox2, Klf4 ve Myc.

- Hangi hastalıklar klonlama teknolojisi ile tedavi edilebilecek? 

Fonksiyonu bozulmuş, hastalanmış organların hücreleri bu teknoloji ile yenilenebilir. Organları yenileyecek hücreler oluşturabiliriz. Özellikle, İSKEMİK beyin damar hastalıkları ve kalp hastalığında üreteceğimiz hücrelerle yenileme yapabileceğimizi düşünüyorum. Yani yedek organ da diyebiliriz. Yedek parça da… İnsanın yedek parçasını üreteceğiz. Az kaldı. Parkinson, Alzheimer ve bazı kalp hastalıkları ile görme rahatsızlıklarında da hatta diyabet rahatsızlıkların da da bu teknolojiden yararlanabileceğiz. Klonlama teknolojisi kullanılarak ne tür hastalıklar tedavi edilebilir. Örneğin retina gibi tedavisi oldukça zor olan göz hastalıkları da bunlardan biri. Bu teknoloji ile insanlar şu an deney yapıyor. Ayrıca klon teknolojisiyle sağlıklı hücrelerin nasıl bu hastalığa evrildiğini anlayabiliriz. Mesela ALS hastalığında, Parkinson’da bir nöronun nasıl fonksiyonunu kaybettiğini anlayabiliriz. Klonlama sırasında genetik hastalıkları hayvana verebilirsiniz. Böylelikle klonlanmış hayvana aktarılan hastalık üzerinden tedavi yöntemleri denenebiliyor.

DOLLY’İ BİZİ DE ŞAŞIRTTI

- Dünyanın sizi tanıdığı Dolly 6 yıl yaşadı ve öldü. Bu ölüm sizi üzdü mü?


Bir kopyalama için 100’den fazla embriyo hazırlamanız gerekiyor. Çoğu amacına ulaştı. Esas amaç, embriyo oluşurken genetik modifikasyonları gerçekleştirmekti. Biz bunu embriyodayken yapabileceğimizi düşünürken aynı zamanda yetişkin bir canlıda da bunu gerçekleştirebileceğimizi hiç düşünememiştik. Bizim için sürpriz bir bulgu olduğu herkesi şaşırttı. Araştırmalarda bir şey yapmak istersiniz, bazen asıl yapmak istediğinizden çok daha başka bir şey de elde edebilirsiniz. Dolly’de özetle bu. Dolly’e dair şu da önemli bir nokta; Evet Dolly, 6 yaşında öldü. Ancak klonlama teknolojisiyle hiç alakası olmayan bir virüsün sebep olduğu akciğer kanseri nedeniyle öldü. Dolly, genetik olarak 6 yaşında bir koyundan kopyalandı. Kendisi de 6 yıl yaşadı. Yani, aslında öldüğünde toplam 12 yaşındaydı.

Kaynak: sozcu.com.tr

    :

    :

    :

    :

    ""İnsan kopyalamak etik değil ama yedek organ yapabiliriz!"" hakkında Tweetler

    DİĞER BİLİM & TEKNOLOJİ HABERLERİ

    KARŞI VİDEO
    https://twitter.com/KarsiGazete